Bize Ulaşın
A. Ecrimisil (Haksız İşgal Tazminatı) Nedir?
Ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı; zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği tazminat olarak tanımlanmaktadır. Ecrimisil, taşınır veya taşınmaz mallar için istenebilir. Taşınır veya taşınmaz mal sahibinin ecrimisil talep edebilmesi için, o malı kullananın haklı bir nedene dayanmaksızın zilyet olması ve kötüniyetli bulunması gereklidir.
Ecrimisil davası kanunda açıkça düzenlenmemiş olup Yargıtay kararları sonucu uygulama alanı bulmuştur.
“Haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda yani olumsuz zarar, ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir. “ (YHGK’nin 25.02.2004 tarihli ve 2004/1-120-96 sayılı kararı)
B. Ecrimisil Davasının Şartları:
- Taşınmaza yönelik haksız bir işgalin varlığı,
- Haksız işgalde bulunanın kötüniyetli olması,
- Haksız işgal sonucu taşınmaz malikinin zarara uğraması,
- Zarar ile haksız işgal arasında nedensellik(illiyet) bağının bulunması.
1-Taşınmaza Yönelik Haksız Bir İşgalin Varlığı:
Haksız işgal; işgalde bulunanın, işgal ettiği malı herhangi bir haklı sebep olmaksızın zilyetliğinde bulundurması sonucu meydana gelen durumu ifade eder. Burada unutulmamalıdır ki haksız işgalde bulunan(fuzuli şagil)’ın, gerçekleştirmiş olduğu haksız eylemde herhangi bir kusurunun olmadığını ileri sürmesi davanının sonucuna etki etmemektedir. Haksız işgalde bulunan gerçekleştirmiş olduğu işgalde kusursuz olsa dahi -diğer şartlar da tamsa- ecrimisil tazminatı ödemekle yükümlüdür.
2- Haksız İşgalde Bulunanın Kötüniyetli Olması:
Haksız işgalde bulunanın; gerçekleştirmiş olduğu söz konusu haksız işgalin herhangi bir hakka dayanmadığını bilerek kötüniyetli bir şekilde kendi menfaatine çıkar sağlamak amacıyla gerçekleştirmiş olması gereklidir.
İyiniyetli zilyet ise kullanmış olduğu mal için ecrimisil tazminatı ödemek zorunda değildir.
TMK md. 993: “İyiniyetle zilyedi bulunduğu şeyi, karineyle mevcut hakkına uygun şekilde kullanan veya ondan yararlanan zilyet, o şeyi geri vermekle yükümlü olduğu kimseye karşı bu yüzden herhangi bir tazminat ödemek zorunda değildir.
İyiniyetli zilyet, şeyin kaybedilmesinden, yok olmasından veya hasara uğramasından sorumlu olmaz.”
3- Haksız İşgal Sonucu Taşınmaz Malikinin Zarara Uğraması:
Haksız işgal sonucu ecrimisil talep edebilmek için bir diğer husus ise haksız işgal edilen malın işgali sonucu mal sahibinin zararının meydana gelmesidir. Söz konusu meydan gelen zarar yoksun kalınan fayda (olumsuz zarar), kullanımdan doğan olumlu zarar, kullanım sonucu eskime şeklindeki olumlu zarar türünde de oluşabilir.
4- Zarar ile Haksız İşgal Arasında Nedensellik (illiyet) Bağının Bulunması:
Haksız işgalden zarar görmüş olan kişinin malvarlığında oluşan zararın, haksız işgalde bulunan kimsenin gerçekleştirmiş olduğu eylemle arasında bir nedensellik bağının mevcudiyeti ecrimisil tazminatının oluşabilmesi için bir diğer zorunluluktur.
C. Ecrimisil Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 2. Maddesine göre ecrimisil davalarında görevli mahkeme asliye hukuk mahkemeleridir.
“MADDE 2- (1) Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir.
(2) Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir.”
“Ecrimisil davası taşınmazın aynı ile ilgili dava olmadığı için HMK’nin 12. maddesi uygulanmaz. Kesin yetki kuralı olmadığı için de HMK’daki genel yetki kuralı uygulama alanı bulur ve bu bağlamda öncelikle genel yetkili mahkeme olan davalının ikametgahı mahkemesi yetkilidir. Ecrimisil, 08.03.1950 gün ve 22/4 sayılı İBK’da haksız eylem olarak nitelendirilmiş bulunduğundan, HMK m.16’da düzenlenen yetki kuralları uyarınca belirlenen haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemeleri de yetkilidir. Ayrıca ecrimisil davasında kesin yetkili bir mahkeme olmadığı için, HMK m.19/4 uyarınca ecrimisil davası yetkisiz mahkemede açılmış olsa bile davalı, süresi içinde ve usulüne uygun olarak yetki itirazında bulunmazsa, davanın açıldığı mahkeme yetkili hale gelir. Somut olayda, davanın, davacının yani zarar görenin dava dilekçesinde kendi adresi olarak gösterdiği “….Beyoğlu” nun bağlı olduğu yer mahkemesi olan … Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açıldığı ve yukarıda yapılan açıklamalar uyarınca, yetkili mahkeme konusunda davacının seçimlik hakkı bulunduğu gözetilmek suretiyle işin esasına girilerek hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.”( Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2018/3104 E. , 2019/2499 K.)
Ecirmisil davalarında yetkili mahkeme ise HMK’nın ilgili maddelerinde belirtildiği üzere şu şekildedir:
- Haksız fiilin meydana geldiği yerdeki Asliye Hukuk Mahkemesi
- Zararın meydana geldiği veya gelme ihtimalinin bulunduğu yerdeki Asliye Hukuk Mahkemesi
- Zarar görenin yerleşim yerindeki Asliye Hukuk Mahkemesi
- Davalının yerleşim yerindeki Asliye Hukuk Mahkemesi
D. Ecrimisil Davalarında Zamanaşımı
Ecrimisil niteliği itibariyle haksız fiil sonucu meydana gelen bir zararı ifade etmek için kullanılsa da ecrimisil için geçerli olan zamanaşımı haksız fiiler için uygulanan zamanaşımından farklılık göstermektedir.
25.05.1938 tarihli ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile Yargıtay’ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca, ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar.
Avukat
Erman ORAN
