Bize Ulaşın
Vasiyetnamenin Tenfizi Nedir?
Ölüme bağlı tasarruflulardan olan vasiyetnamenin uygulanabilmesi için gerekli işlemlerin yapılması vasiyetnamenin tenfiziyle mümkündür. Bir başka deyişle vasiyetnamenin tenfizi; vasiyetnamenin açılıp okunduğu ve herhangi bir itiraza uğramadığı veya yapılan itirazların herhangi bir sonuç doğurmadığının tespiti halidir.
Yasal ve atanmış mirasçılar, bir kişinin ölümüyle birlikte miras mallarının mülkiyet hakkını kazanırlar ve haklarını talep etme hakkına sahip olurlar. Ancak, cüzi halefiyet ilkesi uyarınca, yalnızca belirli bir mal vasiyet edilen kişiler, ölüm anında doğrudan mülkiyet hakkı elde etmezler. Bu kişiler, sadece vasiyetin uygulanmasını talep etme hakkına sahip olurlar. Bu nedenle, yasal veya atanmış mirasçılar gibi ölüm anında miras mallarına doğrudan hak kazanmayan kişiler, vasiyetnamedeki hususların yerine getirilmesini sağlamak için vasiyetnamenin tenfizi davası açma yoluna başvurabilirler.
“Madde 600- Vasiyet alacaklısı, vasiyeti yerine getirme görevlisi varsa ona; yoksa yasal veya atanmış mirasçılara karşı kişisel bir istem hakkına sahip olur.
Bu alacak, tasarruftan aksi anlaşılmıyorsa vasiyet yükümlüsünün mirası kabul etmesi veya ret hakkının düşmesiyle muaccel olur.
Vasiyet alacaklısı, yükümlülüğünü yerine getirmeyen vasiyet yükümlüsüne karşı, vasiyet edilen malın teslimini veya hakkın devrini; vasiyet konusu bir davranış ise, bunun yerine getirilmemesinden doğan zararın giderilmesini dava edebilir.”
Vasiyetnamenin Tenfizi Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme?
Vasiyetnamenin tenfizi davasında görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemeleriyken yetkili mahkeme ise miras bırakanın son yerleşim yeri mahkemesidir.
Vasiyetnamenin Tenfizi Davasını Kimler Açabilir?
Vasiyetnamenin tenfizi davalarında davacı, vasiyetname ile belirli bir mal bırakılan kişidir. Bu tür davalarda, dava genellikle vasiyet borçlularına karşı açılır; yani vasiyetnamenin yürütülmesi için belirli bir görevli atanmışsa, bu kişiye karşı açılmalıdır. Eğer böyle bir görevli atanmış değilse, dava, kanuni ve varsa atanmış mirasçılara karşı açılabilir (TMK m. 600). Vasiyetnamenin tenfizi davası, hasımsız olarak açılamaz.
Vasiyetnamenin Tenfizi Davasında Zamanaşımı?
Vasiyet alacaklısı, vasiyetnamenin açılarak kesinleşmesinden itibaren 10 yıl içinde vasiyetnamenin tenfizini istemelidir bu süre hak düşürücü süre olup davanın zamanaşımına uymadan açılması durumunda zamanaşımı nedeniyle dava reddedilecektir.
Konuya İlişkin Yargıtay Kararları
“…Dosya kapsamından, muris … tarafından düzenlenen 07.10.1993 tarihli resmi vasiyetname ile gayrimenkullerini, bankadaki para ve ziynetlerini davalı …’na vasiyet ettiği, … Kurumu raporu ile murisin 07.10.1993 işlem tarihinde fiil ehliyetinin bulunduğu, murisin tek mirasçısının Hazine olduğu anlaşılmaktadır.
Asıl davada, 07.10.1993 tarihli vasiyetnamenin iptali, birleşen davada ise vasiyetnamenin tenfizi talep edilmektedir.
Vasiyetnamenin iptali ile ilgili sebeplerin TMK’nun 557.maddesinde sayılı olarak düzenlenmiştir. Dava konusu 07.10.1993 tarihli vasiyetname yönünden … Kurumu raporlarına göre iptalini gerektiren bir husus bulunmadığından ispatlanamayan asıl davanın reddine ilişkin kurulan hükümde bir isabetsizlik görülmediğinden, yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün asıl dava yönünden ONANMASINA;
Birleşen davada ise, vasiyetnamenin tenfizi (yerine getirilmesi) talep edilmektedir. TMK’nun 600/1.maddesinde “vasiyet alacaklısı, vasiyeti yerine getirme görevlisi varsa ona, yoksa yasal veya atanmış mirasçılarına karşı kişisel bir istem hakkına sahip olur”, 3.fıkrasında ise, “vasiyet alacaklısı, yükümlülüğü yerine getirmeyen vasiyet yükümlüsüne karşı, vasiyet edilen malın teslimini veya hakkın devrini, vasiyet konusu bir davranış ise, bunun yerine getirilmesinden doğan zararın giderilmesini dava edebilir.”
Vasiyetnamenin tenfizi (yerine getirilmesi) davasının görülebilmesi için, vasiyetnamenin açılıp okunmasından sonra itiraza uğramaması veya itiraz edilmiş ise buna ilişkin vasiyetnamenin iptali veya tenkisine yönelik davaların kesinleşmesi gerekir. Bu nedenle aynı dava dosyası içinde hem vasiyetnamenin iptali (veya tenkisi) ile birlikte vasiyetnamenin tenfizi davasının görülmesi mümkün değildir.”( Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2014/7489 E. , 2014/17102 K.)
“TMK’nun 595.maddesi gereğince; mirasbırakanın ölümünden sonra ele geçen vasiyetnamenin geçerli olup olmadığına bakılmaksızın hemen sulh hakimine teslimi zorunlu olup, vasiyetname teslimden başlayarak bir ay içinde açılır ve ilgililere okunur. Vasiyetname usulünce açılıp, okunma kararının kesinleşmesinden sonra vasiyetnamenin iptali için 1 yıllık hak düşürücü süre işlemeye başlar. Vasiyetnamenin tenfizi davasında öncelikle vasiyetnamenin açılmasına ilişkin kararın kesinleşme tarihli şerhini içerir onaylı sureti getirtilerek, dosya içine konulması gerekir.
Somut olayda; mahkemece davaya konu vasiyetnamenin açılıp okunduğuna ilişkin dava dosyası olup olmadığı hususunda tarafların beyanları alınmış ancak vasiyetnamenin açılmasına ilişkin davanın varlığı tespit edilememesine rağmen dava açılması için taraflara süre verilmeden, dosya üzerinden yukarıdaki gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
O halde mahkemece yapılacak iş; öncelikle taraflara dava konusu vasiyetnamenin açılması davasının olup olmadığı konusunda yeniden bilgilerine başvurmak, gerekirse Sulh Hukuk Mahkemelerine müzekkere yazılarak böyle bir dava olup olmadığını araştırmak, şayet vasiyetnamenin açılmasına ilişkin davanın varlığı tespit edilirse, davanın kesinleşmesini bekletici mesele yaparak, şayet vasiyetnamenin açılmasına ilişkin davanın varlığı tespit edilmezse dava açılması için süre verilerek açılacak davanın bekletici mesele yapılarak sonuca göre karar vermek gerekir.” ( Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2015/14751 E. , 2016/11242 K.)
“Davacı, … 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2015/242 E. 2015/293 K. sayılı kararı ile açılmasına karar verilen muris Hayriye’ye ait 20/09/2000 tarihli vasiyetnamesinin tenfizine karar verilmesini talep etmiş, 08/03/2016 tarihli dilekçesiyle 20/09/2000 tarihli işlemin vasiyetnameden rücu senedi niteliğinde olması nedeniyle muris tarafından düzenlenen 27/01/2015 tarih ve 795 yevmiye numaralı vasiyetnamenin tenfizi ile vasiyetnameye konu taşınmazın adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar; dava konusu vasiyetnamenin açılması dosyasında vasiyetnameyi kabul etmediklerini, dava açacaklarını beyan ettiklerini, vasiyetnameden rücu edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; vasiyetnamenin yerine getirilebilmesi (tenfizi) için de her şeyden önce vasiyetnamenin açıldığının ve iptali için yasada öngörülen sürenin geçtiğinin belirlenmesi gerektiği, vasiyetnamenin açılmasına ilişkin … 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2015/242 esas 2015/293 karar sayılı dosyasının henüz kesinleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm süresi içerisinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, murise ait resmi vasiyetnamenin tenfizi istemine ilişkindir. Vasiyetnamenin tenfizi davasında, davanın kabulüne karar verilebilmesi için, diğer şartların yanı sıra vasiyetnamenin ayakta kalıp kalmadığının belirlenmesi gerekir.
Hukuk Genel Kurulu’nun 13.2.1991 gün 648-65 sayılı kararında vurgulandığı üzere, vasiyetnamenin tenfizi diye adlandırılan davalar bir aynı hakkın tesisi için değil, yalnızca Sulh Hukuk Mahkemesince açılan vasiyetnamenin Türk Medeni Kanunun 596 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tebliğ işlemlerinin tamamlanmasından ve gerekli yasal sürelerin geçmesinden sonra, herhangi bir itiraza uğramadığı ve iptalinin istenmediği veya itirazların sonuçsuz kaldığının, bu nedenle de kesinleşmiş olduğunun tespiti içindir. Bu tespit başlı başına aynı bir hakkın geçirimini sağlamaz.
Kendisine belirli bir mal vasiyet edilen kimsenin bu vasiyeti yerine getirmekle yükümlü olan varsa ona, yoksa yasal ve seçilmiş mirasçılara karşı açacağı istihkak davası ile malın kendisine teslimini istemesi gerekir (TMK.md.600).
Vasiyetnamenin tenfizi ve taşınmazın lehine vasiyet edilen davacı adına tescili için vasiyetnamenin açılıp okunması, tüm mirasçıların vasiyetnameyi itirazsız kabul etmesi veya 1 yıllık hak düşürücü süre içinde vasiyetnamenin iptali ya da tenkis davası açılmış ise sonucunun beklenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekir.
Vasiyetnamenin tenfizi davasında öncelikle dava konusu vasiyetnamenin açılıp açılmadığı araştırılarak vasiyetnamenin açılmasına ilişkin kararın kesinleşme tarihi şerhini içerir onaylı sureti ilgili mahkemeden getirtilerek dava dosyası içerisine konulmalıdır.
Somut olayda tenfizi istenen vasiyetnamenin, … 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2015/242 esas 2015/293 karar sayılı dosyası ile açılıp okunduğunun tespitine karar verilmiş ise de, gerekçeli kararın tebliğ edilmediği, mahkemece yurt dışı tebligat aşamasında olduğunun belirtildiği ve kararın kesinleşmediği anlaşılmaktadır.
Ayrıca; vasiyetnamenin açılması dosyasındaki 31/03/2015 tarihli celsede davalılar …’un vasiyetnameyi kabul etmediklerini, gerektiğinde iptal davası açacaklarını beyan ettikleri görülmektedir.
6100 sayılı HMK’nun 115/2. maddesi Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder” düzenlemesini içermektedir.
Düzenleme gereğince, eksik olan bir dava şartı, belirli bir süre verilerek giderilebilecek ise hâkim tarafından eksikliğin giderilmesi için kesin süre verilmesi gerekir. Bu süre içinde dava şartı eksikliği tamamlanmaz ise dava, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddedilmelidir.
Mahkemece, davacı tarafa vasiyetnamenin açılması dosyasının kesinleştirilmesi için HMK’nun 115/2 maddesi gereğince süre verilmesi ve iptal davası açılmış ise sonucunun bekletici mesele yapılması ve sonucu dairesinde hüküm tesisi gerekirken, yazılı şekilde yanılgılı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün HUMK’nun 428. maddesi gereğince davacı yararına BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK’nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK.nun 440.maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 28/06/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. “( Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2016/20404 E. , 2018/7280 K.)
Avukat
Erman ORAN
