Bize Ulaşın
1. Hatalı Tıbbi Uygulama (Malpraktis) Nedir?
Malpraktis, Latince kökenli bir terim olup “hatalı uygulama” anlamına gelir. Tıp alanında ise bir sağlık çalışanının bilgisizlik, deneyimsizlik veya dikkatsizlik nedeniyle hastasına zarar vermesi olarak tanımlanır. Hatalı teşhis, yanlış tedavi veya ihmalkârlık gibi durumlar malpraktis kapsamına girer ve sağlık çalışanı ile kurumlar açısından hukuki sorumluluk doğurabilir.
1.1. Malpraktis Türleri
Malpraktis, genel olarak iki ana grupta incelenir:
Tıbbi Müdahale Hataları: Yanlış teşhis, yetersiz tedavi, gereksiz cerrahi işlemler gibi doğrudan tedavi sürecindeki hatalardır.
Sağlık Kurumu Organizasyon Hataları: Eksik personel, yetersiz ekipman, hijyen kurallarına uyulmaması gibi sağlık kuruluşunun yönetim ve organizasyonundaki aksaklıklardır.
1.2. Malpraktis ile Komplikasyon Arasındaki Fark
Malpraktis, sağlık çalışanının hatası sonucu hastanın zarar görmesidir. Buna karşılık, komplikasyon; doğru bir tedavi sürecinde dahi, kaçınılmaz olarak ortaya çıkabilecek olumsuz sonuçlardır ve sağlık çalışanının kusurunu göstermez. Bu ayrım, hangi durumlarda hukuki sorumluluk doğacağı açısından önemlidir.
2. Kamu Hastaneleri, Doktor ve Hasta İlişkisinin Hukuki Boyutu
2.1. Kamu Hastanesi ile Hasta Arasındaki Hukuki İlişki
Kamu hastaneleri, Anayasa’nın 56. maddesi gereği vatandaşlara sunulan bir kamu hizmeti yürütür. Bu hizmet, devletin sorumluluğundadır ve vatandaşlar açısından anayasal bir hak niteliği taşır. Kamu hastanelerinin sağlık hizmetlerini tıp biliminin gereklerine uygun şekilde sunması zorunludur.
2.2. Kamu Hekimi ile Hasta Arasındaki İlişki
Kamu hastanesinde görev yapan doktorlar ile hastalar arasında doğrudan bir sözleşme ilişkisi bulunmaz. Doktorlar, devlet adına kamu hizmeti sunduklarından, hastaya zarar verilmesi durumunda doğrudan hekim değil, ilgili kamu kurumu sorumlu olur. Bu tür davalar idari yargıda açılır.
2.3. İdarenin Hukuki Sorumluluğu
Kamu kurumları, sundukları hizmetler sırasında meydana gelen zararlar nedeniyle sorumludur. Bu sorumluluğun doğabilmesi için:
Faaliyetin kamu hizmeti niteliğinde olması,
Hizmetin hatalı veya eksik sunulmuş olması (hizmet kusuru),
Bir zararın meydana gelmesi,
Zarar ile hizmet kusuru arasında doğrudan bir bağlantının bulunması (illiyet bağı) şarttır.
3. Kamu Sağlık Kurumlarında Hizmet Kusuru ve Sorumluluk
Kamu hastanelerinde verilen hizmet sırasında yapılan hatalar, hizmet kusuru oluşturur ve bu durumda idare hukuki olarak sorumlu olur.
3.1. Hizmetin Yetersiz Sunulması Nedeniyle Sorumluluk
Hizmetin kötü işlemesi: Tedavi sürecinde özensiz davranışlar.
Hizmetin geç işlemesi: Müdahalede gecikme.
Hizmetin hiç işlememesi: Sağlık hizmetinin hiç sunulmaması.
Bu tür eksiklikler hastaların zarar görmesine yol açarsa, idare tazminat sorumluluğu ile karşılaşır.
3.2. Tıbbi Müdahale Hataları Nedeniyle Sorumluluk
Kamu kurumları, özellikle yanlış tanı, tedavi hatası, hastayı yeterince bilgilendirmeme, yetki aşımı ve özen eksikliği gibi tıbbi uygulama hatalarından doğan zararları karşılamakla yükümlüdür.
4. Kamu Sağlık Kurumlarının Kusursuz Sorumluluğu
Bazı durumlarda kamu kurumları, kusurları olmasa bile meydana gelen zararlardan sorumlu tutulabilir. Bu durum kusursuz sorumluluk ilkesine dayanır ve özellikle:
Risk İlkesi: Kamu hizmetinin doğasında bulunan tehlikelerden doğan zararların tazmini,
Kamu Külfetlerine Katlanmada Eşitlik İlkesi: Kamu yararı için yapılan hizmetlerde, bireylerin uğradığı özel zararların karşılanması esaslarına dayanır.
Örneğin, hastanede tedavi sırasında enfeksiyon kapılması gibi durumlarda idare kusursuz da olsa zararı tazmin etmek zorundadır.
5. İdarenin Sorumluluğunu Azaltan veya Kaldıran Durumlar
İdarenin sorumluluğunu ortadan kaldırabilecek veya azaltabilecek durumlar şunlardır:
Mücbir Sebep: Deprem, sel gibi önlenemeyen doğal afetler.
Beklenmeyen Hal: Önceden öngörülmesi mümkün olmayan olaylar.
Üçüncü Kişinin Kusuru: Zararın başka bir kişinin kusuruyla meydana gelmesi.
Hastanın Kusuru: Hastanın tedavi sürecine zarar verecek şekilde davranması.
Bu hallerde idarenin tam sorumluluğundan söz edilemeyebilir.
6. Kamu Sağlık Kurumlarına Karşı Açılabilecek Davalar
6.1. Maddi Tazminat Davası (Tam Yargı Davası)
Hatalı tıbbi uygulama nedeniyle hastanın vefatı veya zarar görmesi durumunda maddi tazminat talep edilebilir. Maddi zararlar arasında:
Defin ve cenaze giderleri,
Tedavi masrafları,
Gelir kaybı,
Destekten yoksun kalma gibi kalemler bulunur.
6.2. Manevi Tazminat Davası
Hatalı müdahale sonucu hastanın veya yakınlarının yaşadığı manevi zararlar da tazminat konusu olabilir. Hasta kaybı durumunda yakınları da manevi tazminat isteyebilir.
7.Özel Hastane ve Doktorların Hukuki Sorumluluğu
Sağlık hizmetlerinin niteliği gereği, hasta ile sağlık kuruluşu ve hekim arasında güven ilişkisine dayalı özel bir ilişki doğar. Özellikle özel hastanelerde sunulan sağlık hizmetlerinin karşılığı olarak bir ücret alınması, bu ilişkiye sözleşmesel bir boyut da kazandırır. Hatalı tıbbi müdahaleler, eksik ya da yanlış bilgilendirme, onam alınmadan yapılan işlemler veya organizasyon eksikliklerinden kaynaklı zararlar, özel hastane ve doktorun hukuki sorumluluğunu gündeme getirir.
8. Özel Hastanelerin Sorumluluğu
8.1. Hizmet Kusuru ve Organizasyon Eksikliği
Özel hastaneler, sundukları sağlık hizmetlerinin organizasyonundan, personelin yeterliliğinden ve gerekli altyapının sağlanmasından doğrudan sorumludur. Bu çerçevede:
Yetersiz veya hatalı tıbbi donanım kullanımı,
Deneyimsiz veya yetkin olmayan sağlık personelinin istihdamı,
Acil müdahale hizmetlerinin yetersizliği gibi durumlar, hastanenin hizmet kusurundan doğan sorumluluğuna yol açabilir.
8.2. Doktorun Hatasından Sorumluluk
Özel hastane, kendi bünyesinde istihdam ettiği doktorların fiillerinden adam çalıştıran sıfatıyla (TBK m.66) sorumludur. Bu sorumluluk, kusursuz sorumluluk ilkelerine dayanabilir. Örneğin:
Ameliyat sırasında cerrahın açık bir hata yapması,tanı ve tedavi sürecinde özensizlik gösterilmesi hastane için de sorumluluk doğurabilir.
9. Doktorların Hukuki Sorumluluğu
9.1. Sözleşmesel Sorumluluk (Tıbbi Müdahale Sözleşmesi)
Hasta ile doktor arasında genellikle örtülü (zımni) bir sözleşme oluşur. Bu sözleşme uyarınca doktor, hastaya mesleki bilgi ve beceriye uygun şekilde müdahalede bulunmak zorundadır. Doktorun;
Özen yükümlülüğüne aykırı davranması,
Yanlış tanı koyması,
Gereken tetkikleri yapmaması,
sözleşmeye aykırılık teşkil eder ve tazminat sorumluluğu doğurabilir.
9.2. Haksız Fiil Sorumluluğu
Doktor ile hasta arasında sözleşme olmasa dahi, zarar doğurucu davranış haksız fiil niteliği taşıyorsa doktor TBK m.49 gereği sorumludur. Özellikle acil müdahale gereken durumlarda yapılan hatalar,Rızası olmadan hastaya yapılan işlemler haksız fiil hükümleri kapsamında değerlendirilir.
9.3. Ceza Sorumluluğu
Ağır kusurlu tıbbi müdahaleler sonucunda:
Taksirle yaralama (TCK m.89),
Taksirle ölüme sebebiyet (TCK m.85),
Bilinçli taksir veya olası kast hallerinde daha ağır yaptırımlar,
gündeme gelir. Hekimlerin ceza sorumluluğu, özellikle adli tıp raporlarına ve uzman bilirkişi incelemelerine dayanır.
9. Aydınlatma Yükümlülüğü ve Rıza
Hasta Hakları Yönetmeliği ve Yargıtay içtihatlarına göre, doktor hastayı: Yapılacak işlemin mahiyeti, olası riskleri, alternatif tedaviler, işlemin sonuçları hakkında ayrıntılı ve açık şekilde bilgilendirmekle yükümlüdür.
Bilgilendirmeye dayanmayan rıza geçersizdir. Rıza alınmadan yapılan müdahaleler hukuka aykırıdır ve hem doktor hem de hastane için sorumluluk doğurur. Estetik müdahaleler gibi seçimli işlemlerde bu konu daha da önemlidir.
11. Görevli ve Yetkili Mahkeme
Özel hastane ve doktorlara karşı açılan tazminat davalarında Asliye Hukuk Mahkemesi (veya tüketici sıfatı varsa Tüketici Mahkemesi), Kamu hastaneleri için ise İdare Mahkemesi görevlidir.
Avukat
Erman ORAN
